1929 Ekonomik Krizi

XX. yüzyılın başına kadar ABD’nin sanayileşmesi yabancı sermaye girişiyle desteklenmişti. Birinci Dünya Savaşı sonunda ABD dünyanın en önemli alacaklısı durumuna gelmişti. Wall Street bankaları dünyanın en önemli finans kaynağına dönüşmüşlerdi. Bunun yanında dolar uluslararası değişimlerde birinci planda bîr rol oynuyordu. Savaşın hemen sonrasındaki kısa bir duraklama döneminden sonra ABD, 1929 a dek uzanan bir yayılma durumu içine girdi ve bütün dünya pazarları üzerinde sınai ve mali hegemonyasını kurdu. Ticarî mallar ve sermayelerle organizasyon metotları yönetim teknikleri ve kitle kültürünün yeni görünümleri (sinema, reklam) ortaya çıkıyordu.

Özellikle Ticaret Bakanı (1921- 1924) ve daha sonra Başkan (1928-1932) olan Herbert Hoover gibi Amerikan yöneticileri için ABD’nin dünya ürerindeki ekomomik egemenliği sadece ulusun çıkarlarını değil, ama aynı zamanda uluslararası ilişkilerin istikrarını sağlamaya da yardımcı olmak zorundaydı. Amerika, pazarların karşılıklı bağımlılığını gerçekleştirmeye çalışırken aynı zamanda refah, düzen ve barış sağlama garantisi veriyordu. 19201i yılların başlarında, hükümetleri tarafından desteklenen belli başlı Amerikan bankaları, Avrupa’nın yeniden canlanmasını boğma riski bulunan parasal istikrarsızlığa müdahalede bulundular. Büyük Britanya ve Fransa, ABD’ye olan borçlarını ödeme konusunda Almanya’dan alacakları ağır “tazminatlar”a güveniyorlardı. Ancak genç Weimar Cumhuriyeti, Versailles Antlaşmasının dayattığı devasa miktardaki meblağları ödemekten aciz olduğunu açıkladı. Önce Dawes Planı’yla (1924) ve daha sonra da Young Planı’yla (1929), Amerikan bankaları nihayet parasını sabitleyecek ve dış borç miktarını azaltacak olan Almanya’ya yardım gönderdiler. Böylece uluslararası ödemeler çarkı yeniden dönmeye başladı.

1929 Ekonomik Krizi

Avrupa ekonomilerinin ve dünya ticaretinin bu anlık yükselimi, Amerikan kredilerine ve yatırımlarına bağımlı hale geldi. Bu sırada Amerikan pazarı gümrük engelleriyle korunuyordu ve yeterli miktarda ihracat yapamayan diğer ülkeler, uluslararası değişimde kendilerine gerekli olacak dolarları toplamakta zorlanıyorlardı. 1929 borsa krizinden sonra Amerikan sermayesi tamamen kendi yurduna döndüğünde, dünya ticaretinin dolara olan bu bağımlılığı bir gelişme faktörü olmasına karşın, büyük bir uluslararası krizin nedeni de olacaktı.

Amerikan Ekonomisinde 1929 Ekonomik Buhranı

Pazarın doymasına yol açan aşırı üretimin ve kurları yapay olarak yükselten aşın borsa spekülasyonunun neden olduğu eşi görülmemiş bir iktisadi bunalım patlak verdi. 1929 ekiminde, Wall Street Borsasındaki rayiçlerin hiçbir değeri kalmadı. Birkaç hafta içinde, hisseler hemen hemen yan yarıya değer kaybetti. Böylece, etkileri 1930’lu yılların ortalarına dek sürecek olan XX. yüzyılın en korkunç Büyük Ekonomik Buhranı başladı. Refah yıllarının mutluluğu yerini kuşkuya ve paniğe bıraktı.

Borsada fiyatların düşüşü önlenemez bir hal aldı. Banka iflasları sanayi iflaslarını takip etti ve bütün Amerikan ekonomisi ürkütücü bir duraklama devresine girdi. 1929 ve 1932 arasında, dayanıklı madde tüketimi yüzde 75, inşaat faaliyetleri yüzde 80 düşüş gösterirken, yerli üretim neredeyse yarı yarıya azaldı. Otomobil üretimi 5,3 milyondan 1,3 milyona geriledi. 1932-1933 kışında, Amerikan işçilerinin dörtte biri işsizdi ve diğer büyük bir bölümü de maaşlarından yapılan indirimlere razı olmuşlardı. Kriz, 1920’li yıllann refah düzeninin ciddileştirdiği büyük sosyal eşitsizlikler yüzünden daha da vahim bir hal alıyordu. Üretim kapasitesi artsa da üretimden sağlanan kazanç buna orantılı olarak yükselmiyordu. Tüketim üretimi izlemiyordu; fınansal iflaslar tarafından kamçılanan büyük bunalım esasen bir üretim fazlası kriziydi.

Washington hükümeti bu gerçeği kabullenmekte ve bu duruma gelişmiş çözümler bulmakta geç kaldı. 1932’ye kadar, Hoover, yatırımcılara yeniden güven vermek için devlet bütçesinin dengesini korumakta inat etti. Ancak bu tutum ekonomik canlanmayı getirmedi hatta tam tersine dış talebi azaltarak krizin büyümesine yol açtı. Öte yandan hükümet, Amerikan üreticilerini korumak için, zaten bir hayli yukarılarda olan gümrük kotalarını yükseltme yoluna gitti. Böylece, Amerikan sermayelerinin çekilmesiyle ve diğer ülkelerin korumacı tutumlarıyla bunalmış olan uluslararası ticarete yeni engeller getirilmiş oluyordu. 1929 Ekonomik Bunalımı seçmenleri iktidardaki partiyi değiştirmeye yöneltti ve demokrat Roosevelt’in iktidara gelmesine ve arkasından New Deal Planı uygulamasına  neden oldu.

29 Ekim 1929 Kara Salı

24 Ekim 1929 Perşembe günü New York Borsası’nın faaliyetleri sona erdi. Çok miktarda hisse, alıcı bulunmadan piyasaya sürülmüş ve sadece birkaç büyük banka tarafından organize edilmiş kitlesel satın almalar, bu olumsuz duruma karşı durabilmişti. 29 ekim salı günü, ilk seansın açılışından yaklaşık yarım saat sonra, 3 milyondan fazla hisse el değiştirmişti. Panik içindeki operatörler ve yatırımcılar kendi senetlerini toparlamanın telaşı içindeydiler.

Borsa seansı gerçek bir kavgaya dönüştü: brokerlar kendi satışlarında başarılı olmak için birbirleriyle yaka paça oldular. New York Times’ın haberine göre hisse senedi fiyatları 43 puan düştü. Krediyle alım yapmış bütün hisse senedi sahipleri için, geri ödenecek borç miktarı artık hissenin değeri kadar değildi: binlerce yatırımcı borçlarını ödemek için mallarını satmak zorunda kaldı.

Hisseleri bir gün içinde 100 puan kaybeden Union Cigar Company Başkanı, otelinin penceresinden atlarken şöyle bağırıyordu: “Bu insanlara ödeyemeyeceğimi söyleyin”.

Bir önceki yazımız olan Forex Piyasasında Dikkat Edilmesi Gerekenler başlıklı makalemizde forex kaldıraç sistemi ve güvenilir aracı kurum hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol Ediliyor

Forex Piyasasına Nasıl Girilmeli?

Forex değişen dünya ile önümüze gelen kolay ve hızlı para kazanma yöntemlerinden biri olarak tanımlanmaktadır. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir