Birinci Dünya Savaşı Sonrası Düzen

Birinci Dünya Savaşı trajedisinin sonucu olan yeniçağın özellikleri, 1920’li yıllar boyunca, bütün karmaşıklıkları içinde gün ışığına çıktı. Kazanan ülkeleri hoşnut edecek ve uluslararası istikrarın yeniden sağlanmasını amaç edinecek adil bir barış sağlamanın zorluğu, Avrupa toplumlannı ayıran ve uluslararası ilişkilerde ağırlığı hissedilen çelişkilerin en açık göstergesiydi. Birinci Dünya Savaşı Sonrası Düzen liberalizmin, hiçbir şekilde ekonomik gelişmenin, siyasi istikrarın ve toplumsal ilerlemenin garantisi olmadığı kanıtlandığı sırada, 1920’li yılların toplumu yoğun karışıklıklara sahne oldu.

Özellikle Avrupa’da baş gösteren savaş sonrası krizi, tıpkı bir devrim krizi gibi, antidemokratik ve antiparlamenter halk hareketlerinin yükselişini hızlandırdı. Macaristan ‘da Amiral Horthy’nin ve İtalya’da Mussolini’nin başarıları sınırlı kaldıysa da, etkileri tüm Avrupa’yı sardı. Bütün alanlarda (ekonomik, politik, kültürel) halk yığınlarının varlığı hissedilmeye başlamıştı. Üstelik, ritmi ve kuvveti her yerde aynı olmayan bu değişimlerin etkileri henüz bütün gücüyle kendini göstermektan uzaktı. Büyük bölgesel aykırılıkların varlığına ve gelişmiş bölgeleri azgelişmiş bölgelerden ayıran uçurumun giderek genişlemesine rağmen, bazı dönüşümler Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın bütün ülkelerinde aynıydı ve hatta Batı dünyasının dışına taşmış durumdaydı.

Birinci Dünya Savaşı Sonrası Düzen
Birinci Dünya Savaşı Sonrası Düzen

Tarımsal Toplumdan Sanayi Toplumuna Geçiş

Görünen en büyük karışıklık, kırsal kesimi hırpalayan büyük kriz yüzünden ortaya çıkmıştı: tarımsal yapının sonraki on yıllar boyunca hız kesmeyen dönüşümü, yüzyıllar boyunca değişikliğe uğramamış olan bir toplumun yavaş yavaş ortadan kalkmasına yol açtı. Sosyal alanda en önemli olgu, yeni bir politik bilinç geliştiren orta sınıfın giderek büyüyen gücüydü. 1920’li yıllar boyunca süregelen popülist, milliyetçi ve tutucu akımlar bu seçmen gücünden beslenerek kendi partilerini oluşturdular.

Aynı dönemde, sanayi sektörü yeni iş organizasyonu yöntemleriyle ve yeni üretim tekniklerinin ortaya çıkışıyla sarsıldı. Bu hareket Ford fabrikalarının Taylorizm prensiplerini uygulamaya koymasıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nde başladı. Sayıları gün geçtikçe artan işçi kesiminde ise sendikal örgütlenmenin ilerleyişi, radikal tavırların oluşmasına yol açıyordu. Avrupa ‘da sosyal demokrat ve komünist partiler giderek daha da heterojen ve bölünmüş bir hal alan proletaryanın oylarını paylaşma yarışı içindeyken, Amerika Birleşik Devletleri ‘nde tüketim toplumunun hızlı yükselişi, işçi sınıfına daha tutucu siyasî işlevleri uygun görüyordu. On yılın sonunda, Wall Street Borsası ’nın çökmesiyle patlak veren ekonomik kriz, liberalizmin kesin yenilgisini ortaya koymuş gibi görünüyordu.

Bir önceki yazımız olan Hayatta Dengeyi Yakalamak başlıklı makalemizde aile sorunları, çocuk gelişimi ve iletişim hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol Ediliyor

Yirminci Yüzyıl Başında Latin Amerika Ülkeleri

Yirminci Yüzyıl Başında Latin Amerika Ülkeleri

1900’lü yılların ikinci yarısından itibaren Latin Amerika, Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Büyük Britanya’ya bağlı kalmadan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir