İnternet Sosyalleşmeyi Öldürüyormu?

Aslında, İnternet kavramı önceleri teknoloji ile birlikte anılıyordu, ama son yıllarda intemet’in kendisi öyle hızlı bir büyüme gösterdi ki, insanlar teknoloji ana grubunu bir kenara bırakıp sadece intemet’e odaklandı. İnternet insanların sosyal hayatını öldürüyor mu? Yoksa tam tersine bunu artına bir unsur olarak mı yerini alıyor?

İnternet ile ilgili teorik bir değerlendirme

Öncelikle bu sorunu teorik açıdan değerlendirelim. Bunu yaparken de biraz analojiye kaçmak istiyorum. Şöyle ki: Mağara devrinde, hayvan avlayarak yaşamını sürdüren atalarımız için “ev” gibi bir yapının içinde yaşayıp, hayvan eti yemek yerine tarımla uğraşarak beslenmelerini sağlamanın benzer bağlamda değerlendirmesi nasıl yapılabilir? Ya da sanayii devrimi ile insanlığın maruz kaldığı değişimi değeriendirelim. O zamana dek tarımla ya da ticaretle geçinen insanlık, sanayi devrimi ile birlikte iş süreçlerinde el sanatlarının yerine makine kullanmak durumunda kaldığında acaba nasıl bir tepki verdi?

Sanınm Umberto Eco’nun bir saptamasıdır: Sanayi devriminden önce bilginin ustadan çırağa geçtiği o uzun zaman dilimi içinde aslında yapılan işin süreçlerinde ciddi anlamda hiçbir değişiklik olmamıştır. O dünyada bilginin değeri çok yüksektir ve işin erbabı bilgiyi sadece belli bir olgunluk seviyesine gelen astlarına öğretir. Usta seviyesine gelen bu kişiler de bu bilgileri sonraki kuşaklara bu mantık silsilesi çerçevesinde aktanr.

İnternet Sosyalleşmeyi Öldürüyor mu?
İnternet Sosyalleşmeyi Öldürüyor mu?

Alternatifin pek olmadığı, yani piyasa ekonomisi tabiriyle arz-talep ilişkisinin sağlıklı kurulmamış olduğu o dünyada bu süreçleri herkese öğretmek ya da süreçleri iyileştirmek pek de dikkat edilen şeyler değildir. Daha ziyade önemli olan bu bilgileri kullanarak hayatta kalabilmektir.

Aslında bugünkü açık toplum gözlüğü ile baktığımızda çok abes görünen bir yaklaşım. Oysa unutmamak gerekir ki, o devir firavun, imparator, kral, padişah devri. Zanaat alanına yönelen kişiler de aslında bu ayrıcalıklı grupların birine girememiş olmakla beraber, yaşamın kendilerine empoze ettiği pasif, aşın sömürüye açık biçemini de kabul edemeyecek kadar potansiyele sahip, kafalan çalışan insanlar.

Bugün demokrasi ve liberalizmle birlikte artık bu tür tehditler ortadan kalkmıştır. İnsanlar en azından yaşamlarını kurtarmak için bu tür bilgileri kendilerine saklamak zorunda hissetmiyor ya da kalmıyorlar.

Bir iş yerinde çalışıyor ve bu bilgileri doğru kullanamıyorsanız, başınıza gelebilecek en büyük tehdit işten çıkarılmanızdır.

Konuyu dağıtmadan asıl gelmek istediğim noktaya giriş yapmak istiyorum: Toplumu topyekün etkileyen değişiklikler, içerikten bağımsız olarak bu tür tehdit ya da eleştirilere maruz kalacaktır. Mağaradan eve ya da avcılıktan tarıma geçmeyenler, geçenlere farklı bir sebepten dolayı tereddütlerini dile getirmişlerdi mutlaka. Keza sanayi devrimine geçişte de buna uygun tepkiler gösterilmiştir.

İnternet de aslında bilgi çağının temsilcisi. Bilgi kavramı ülkemizde yeterince bilinmediğinden yanlış kullanılan bir kavram. Biz çoğunlukla bilgiyi veri (data) ile karıştırıyoruz. Böyle olunca da ne gibi bir değeri olabileceğini bir türlü algılayamıyoruz. Bu bir açıdan bakıldığında ağaç yetiştirmeye benziyor. Eğer dikliğiniz fidanın devasa bir ağaç olması için yüz sene geçmesi gerektiğini düşünür ve büyük bir olasılıkla o zamanı göremeyeceğinizi kafaya takarsanız, ağaç dikmek sizi motive etmez. Ancak gelecek kuşaklar için bir yatırım olarak değerlendirirseniz o ağaç elinizden hayat bulur. Veri, bilgi, verinin uzun sürelerce depolanıp daha sonra bundan istifade edilmesi de benzer bir kavramdır.

İnternet Pratikte Ne Yapıyor?

Internet insanı asosyal mi yapıyor? Bu aslında hatalı tanımlanmış bir sorudur. Hata şurada: Sosyal olmak, asosyal olmak nedir? Bunu netleştirmek gerek. Sosyal olmak ekmek almak için illa bakkala ya da markete gitmekse evet internet bugün olmasa bile yarın insanı asosyal yapacak. Çünkü artık insanlar ekmek almak için evlerinden dışarı çıkmayacaklar. Peki şuna ne dersiniz? Bugün kaç tane bakkalın ya da marketin evlere servis yapan çırağı yok? Hemen hepsinin var. Bu çıraklar çoğunlukla evlerden telefonla verilen siparişleri taşıyorlar. Hadi buyurun bakalım! 0 zaman telefon da aynı mantıkla insanı asosyal yapıyor!

Teorik tartışmadaki bir noktaya dönmek istiyorum. Burada aslında tartışılan şey yeniliğin getirmekte olduğu zoraki değişiklik baskısıdır! İnternet insanları asosyal yapacak mı? Kesinlikle hayır! Çünkü İnternet zorla yaptırılan bir şey değil, insan zorla bir şey yapmaya maruz bırakılmadığı sürece sosyal hayatım sürdürmeye de devam edecektir. Bunu ister bugün bildiğimiz anlamdaki sosyal olma yollarıyla yapacaktır. İster yepyeni yollar icat ederek.

İkisine de birer örnek vereyim. İnternetin yokluğunda on binin zamanda yapacağınız bir işi internet sayesinde üç birim zamanda yapıp kalan yedi birim zamanı daha çok sosyal aktivitelere ayırabilirsiniz. (Yukarıdaki alış veriş örneğini bu yönde değerlendirin) İkinci gruba girecek sosyalleşme ise bütünüyle sanal dünyaya yön veren insanların, sanal dünya vatandaşlarının (netizenlerin) da birer sosyal yaratık olduklarını unutmamaları sayesinde gelişecek. Bugün sanal gerçeklik adı verilen, hepimizin Taciz filminden bildiğimiz teknolojiler var (filmdeki kask ile takılıp erişilen sanal dünya ortamını anımsayın). Gelişmekte olan bu teknolojiler insanların bugün fiziksel dünyada yaptığı pek çok şeyi sanal ortamda yapmalarını sağlayacaktır.

Sonuca baktığımızda, internetin sosyalliği ortadan kaldırıp kaldırmadığı tartışması hatalı bir tartışmadır. Eğer tartışacak bir konu varsa teknolojiye uyum sağlayıp sağlamama konusudur. Bugün Türkiye insanı otomobile, televizyona, kredi kartına, cep telefonuna çok kolayca uyum sağladı ama bilgisayara, internete, bilgiye ve insana değer vermeye kolayca uyum sağlayamıyor. Asıl tartışılması gereken konu budur.

İnternetle İlgili Okuma ve Medya Tahribatı

Ayrıca, internet ile ilgili bir değerlendirme yapılacaksa, özellikle şunun dikkate alınmasında çok fayda var. Bugün insanlarımızın okumamasından şikâyet ediyoruz. İnternette ise en geçerli iletişim modeli okumak. Buyurun bakalım! Demek ki, Türk insanı okuma konusunda pek fazla bir sıkıntıya sahip değil. Yeter ki, okumaya değer bir içerik olsun!

Yazılı basının bu yöndeki tahribatı artan bir hızla devam ediyor. Magazin yatıp magazin kalkan bir ülkede magazin dışı konuların nasıl olup da değerini koruyabileceğini ben anlamıyorum. Günlük reyting uğruna toplumda bu kadar tahribata yol açmak başka hiçbir medyada ve başka hiçbir zaman bu kadar şiddetti olmamıştı.

Umarım televizyonların ana haber bültenlerine “ankırmen” olarak çıkanlar bunları değerlendiriyorlardır. Bu konuda çekincesi olan herkes bu kişilere internet üzerinden e-posta gönderip, eleştirilerini iletebilirler.

Aaa… gözdünüz mü? İnternet sayesinde insanlarla iletişim kurmak ne kadar kolay ve hızlı! Aynı koşullarda on yıl önce olsaydı, televizyondaki ünlülerle nasıl iletişim kurabilirdiniz?

Alıntıdır

Bir önceki yazımız olan Justin Bieber Türkiye’ye Geliyor başlıklı makalemizde twitter hakkında bilgiler verilmektedir.

Arananlar

  • internet iletişimi öldürüyor mu
  • internet insanları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir