Komünizmin Çöküşü

1980’lerin sonunda Orta ve Doğu Avrupa, tarihin akışında çok sık görülmeyen dönüşümlerden birine sahne oldu. Belirtiler ilk önce Polonya ‘da başgösterdi. Komünist dünyanın ilk özgür sendikası Solidarnosc (Dayanışma) yönetim tarafından yeraltına itilmesine ve bastırılmasına rağmen sivil toplumla güçlü ve derin bir ilişki kurdu. Bununla birlikte, komünist sistemin krize girme, sonra da çökme sürecini başlatan Mihail Gorbaçov’un 11 mart 1985’te SBKP genel sekreterliğine gelmesi oldu.

Sovyetler Birliği’nde uygulanmasına başlanan reformcu politika, ekonomik felaketi önlemek, toplumsal atalete ve ülkenin her yerinde yaşanan siyasî yozlaşmaya son vermek için zorunlu görülüyordu. Bu politika çok geçmeden yaratıcılarının kontrolünden çıkan bir süreç başlattı. Komünist rejimlerin onyıllardır boyunduruk ve baskı altında tutulan sivil toplum, yeniden örgütlenmeye, hedefler belirlemeye, yeni değer yargılar önermeye başladı; bu arada boş vaatleri reddediyor ve ihtidarı kesin taahhütlerde bulunmaya ve yenilikli tercihler yapmaya zorluyordu. 1985’e doğru başlayan kriz, Sovyetler Birliği’nin 1989’da çökmesine ve kesin olarak dağılmasına yol açtı. Çöküşün en başta gelen nedenleri gelişmenin, hatta ekonomik ve toplumsal sistemin yaşadığı uzun durgunluk sürecini devam ettirmenin imkânsızlığında yatıyordu. Bu arada siyasî iktidar da giderek olgunlaşan ve özerkleşen toplumun özlemlerini görmezden gelemiyor ve artık bastıramıyordu.

Komünizmin Çöküşü
Komünizmin Çöküşü

Önceki onyılda yaşanan uluslararası olaylara Brejnev‘in Sovyet nüfuz alanının dışında kalan bölgeleri denetimi altına sokma kararlılığı damgasını vurmuştu. Bu politikaya Reagan derhal, SSCB’yi yeni ve pahalı bir silahlanma yarışma girmek zorunda bırakan bir karşılık vermişti. Bu süreçte komünist rejimin yapısındaki esneme yeteneksizliği daha da güçlenirken, sistemin kendini yenilemede yaşadığı güçlükler iyice su yüzüne çıktı. İktidarını ve prestijini kaybetmeye yanaşmayan nomenklaturanın yarattığı problemler dışında, tüm reform girişimlerinin karşısına, yeni yöneticilerin önerilerine ve toplumun giderek güçlenen taleplerine cevap vermeyi başaramayan siyasî ve ekonomik bir yapı çıkıyordu.

Komünist toplumlarda çözülmüş ya da kontrol altına alınmış gibi görünen milliyetçilik ve etnik çatışmalar gibi sorunlar, ekonomik krizin ağırlaşmasına ve komünist ideolojinin ikna gücünü yitirmesine bağlı olarak yeniden su yüzüne çıktı. Bazı ülkelerde demokratik güçler, travmatık olmayan bir dönüşüm için gerekli kaynakları bularak mevcut yönetimin yerini almaya hazırdı. Başta SSCB olmak üzere diğer bazı ülkelerde ise söz konusu güçlerin zayıflığı demokrasiye geçiş sürecine nazik ve karmaşık bir nitelik veriyordu. Aralık 1989’da Berlin Duvarı‘nın yıkılması, bundan iki yıl sonra da SSCB’nin dağılması Soğuk Savaş‘a son verdi.

Kontrol Ediliyor

1929 Ekonomik Krizi

XX. yüzyılın başına kadar ABD’nin sanayileşmesi yabancı sermaye girişiyle desteklenmişti. Birinci Dünya Savaşı sonunda ABD …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir