New Deal Politikası Nedir?

New Deal Politikası 8 kasım 1932’de, 1929’dan beri New York eyaletinin başkanı olan demokrat Franklin D. Roosevelt, ABD başkanlığına seçildi. İşsizliğe ve üç yıldır ülkeyi felce uğratan krize karşı acil önlemler alarak savaşmak için, hükümet ile vatandaşlar arasındaki ilişkileri yeniden düzenleyen New Deal (Yeni Düzen) planını ortaya attı. Başkanın bütün Amerikalıların hayatî ihtiyaçlarını sağlamakla görevlendirdiği hükümet, derhal işe koyuldu. Başkanlığın ilk yüz günü boyunca (Mart-Haziran 1933), doları devalüe etti, borsa piyasasına yeni kontroller getirdi, küçük yatırımcıların birikimlerini garanti altına aldı, tarımdaki fiyatlara destek getiren bir politika izledi, güneydeki geri kalmış bir bölgenin kalkınmasından sorumlu bir organizma olan Tennessee Valley Authority’i kurdu. Bütün bunlardan başka, otoriteler sanayi politikasından sorumlu bir organizma olan National Recovery Admınistration’ı kurdular. Bu kurum, girişimcilere fiyatları ve ücretleri belirleme konusunda işbirliği yapma ve sendikalara da ücretleri görüşmek için örgütlenme yetkisini vererek üretimi desteklemekle görevliydi.

New Deal Politikası Nedir?
New Deal Politikası Nedir?

Roosevelt bir devrimci değildi: niyeti devleti piyasaya sokmak ve sosyalist bir rejimin harçlarını kullanmak değildi.

Tam tersine, programını aynı anda hem planlamacı sosyalizme hem de faşizme ters düşen demokratik -ve kapitalist- bir çözüm olarak değerlendiriyordu. İlkel liberalizmin bir hata olduğunu bilerek, devletin piyasaya müdahale etmesi ve teşvikte bulunması gerektiğini tahmin etti. Beyaz Saray’da Roosevelt’in çevresinde bulunan uzmanlar, çok farklı yaklaşımlar ve çözüm önerileri getiriyorlardı.

New Deal Politikası Başkan genellikle birbirleriyle çelişen, siyasî ve seçime yönelik bütün bu önerilerin arasından faydacı ölçütlere göre rastlantısal olarak seçim yapıyordu. Yine de, bazı büyük prensipler açıkça New Deal’in ürünü oldu: bütün vatandaşlara minimum ekonomik güvencelerini sağlamak, ekonomi çarkının durgunluk evrelerini yumuşatmak ve en düşük gelirleri korumaya yönelik tedbirlerle talebi canlandırarak, üretim ile tüketim arasındaki dengeyi sağlamak. 1935 ve 1936’da, Roosevelt ikinci bir reform paketini açıkladı. National Recovery Administratiory’ın kurulması gibi 1933’te alınan bazı önlemler, ekonomik özgürlükler konusunda oldukça tutucu görünen Yüksek Mahkeme’nin muhalefeti ile karşılaşmıştı.

Yeni düzenlemeler bayındırlık işlerine hız kazandırdı; bu sadece altyapı (barajlar, köprüler, yollar) girişilmesine değil, aynı zamanda yeniden ağaçlandırmayı ve çevre korunmasını da teşvik etti. 1935’deki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi (Social Security Act), işsizlik sigortası ve devlet garantisinde emekliliği kapsayan çağdaş bir sosyal güvenlik sisteminin temellerini attı.

Wagner kanunu, sendikalara bütün iş yerlerindeki işçilerin haklarını koruma ve ortak görüşmeler yapma hakkını tanıdı. Roosevelt 1936’da, 1940’ta ve 1944’te, 1960’lı yıllara kadar Demokrat Parti’nin tabanını oluşturacak büyük bir seçmen kitlesi¬nin desteğini alarak yeniden seçildi. Büyük üretim sektörlerinde (demir sanayii, elektromekanik, otomobil üretimi) faaliyet gösteren yeni sendikalar, bu halk sınıfları ile stratejisini emeğin korunması ve ihtiyatlı toplumsal reformların yapılması üzerine inşa eden Demokrat Parti arasında bir aracı görevi üstlenmişlerdi. Güney bölgelerindeki ırkçı ve muhafazakâr beyaz seçmenlerin oylarını da korunmasına rağmen parti yine de, Avrupalı sosyalist ve sosyal demokratlann gözünde bölünmüş bir haldeydi ve tamamen reformcu çok etkin bir güce dönüşememişti.

New Deal, Demokrat Parti’nin siyasi zaferine dönüşürken, ekonomik alanda alınan sonuçlar daha az ses getirdi, 1930’lu yılların sonuna dek, Amerikan ekonomisi büyümeyi yeniden canlandırmakta geç kaldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında üretim çarkının bütünüyle yeniden harekete geçirilmesi gerekecekti. Savaş sırasında Amerikan ekonomisi büyük bir patlama yapacak, dünyanın en güçlü ekonomisine dönüşecekti. Yine de New Deal, gelecek yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nın (ve Batı’nın) gelişimine temel teşkil edecek, belirli sayıda kazanımlar bıraktı: devlet ile ortak anlaşmaların görüşmelerine katılan, piyasayı düzene sokmak ve büyümeyi desteklemek için çaba gösteren toplumsal örgütlerin işbirliği; az fakat öz bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulması; duraklama dönemlerinde ekonomiye destek verebilmek için kamu harcamalarının kullanımı; hükümetin orta sınıfın ve halk katmanlarının gelir ve harcamalarını artırmaya yönelik tedbirleri alması. Bu prensiplerin hayata geçirilmesi, federal yönetimin elinde bulunan iktidarı güçlendiriyordu.

1930’lu yıllar boyunca, ve hatta savaş yılları boyunca Washington, çok büyük malî kaynaklara, geniş ekonomik rekabetlere ve sosyal yaşamın bütün sektörlerinde yayılan bir katılıma dayanan bir büyük devletin başkenti oldu.

Bir önceki yazımız olan Büyük Dünya Bunalımının Sonuçları başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Arananlar

  • new deal politikası nedir

Kontrol Ediliyor

ABD Sanayi Devrimi

Amerika Birleşik Devletleri, Güney – Kuzey Savaşından sonra kendini bütünüyle ekonomik gelişmeye vermişti. Avrupa’daki karışıklıklardan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir