Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerilemesi

Yeni yüzyılın, yani 1900’lü yılların başında Osmanlı Devleti II. Abdülhamid’in dışta uzlaşmacı içte ise istibdada dayalı politika gütmesiyle toprak kayıplarını en aza indirmişti. Ancak Osmanlı Sultanı’nın izlediği “suya sabuna dokunmama” siyaseti büyük devletlerin Osmanlı topraklarını gizli gizli paylaşma pazarlıkları yapmaları nedeniyle işlemez duruma gelmeye başlıyordu. Bu yüzden Sultan Abdülhamid, dünya pazarlarına açılmaya başlayan ve kendine yeni müttefikler arayan genç Almanya’ya yaklaştı. Almanya İmparatoru II. Wilhelm Müslümanların gözüne girmek için her türlü politikaya başvuruyordu.

Diğer taraftan istibdat yönetimi karşısında muhalefet giderek artmaktaydı. Sivil ve asker aydınların oluşturduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti‘nin etkisi Abdülhamid’i endişelendirmekteydi. Yurtdışına gönderdiği ajanlarla cemiyeti bölmeye çalıştıysa da başarılı olamadı.

1908 yılında Rusya ve İngiltere Osmanlı topraklarının paylaşımı konusunda anlaşmaya varınca İttihat Terakki’nin önderlik ettiği muhalefet Selanik’ ten sesini duyurdu. İttihat ve Terakki Cemiyetinin önderlerinden Enver Paşa, yanına aldığı Osmanlı ordusunun subay ve askerleriyle Makedonya dağlarına çıktı. Padişaha karşı ayaklanmaya başlayanlar meşrutiyet istiyorlardı. Nihayet dağlarda ilan edilen meşrutiyeti sarayda oturan Abdülhamid de kabul etmek zorunda kaldı. Selanik’ten İstanbul’a dönen lttihat ve Terakki’nin liderleri hürriyet kahramanları olarak karşılandı. Osmanlı topraklarında hürriyet şarkıları söyleniyordu. Azınlıklar kendilerini güvende hissediyorlardı. Bu şartlarda yapılan Meclisi Mebusan seçimlerini İttihat ve Terakkinin kazanması sürpriz değildi. Mutlak iktidarı sınırlanan Abdülhamid ise o güne kadar tahtta kalmasını borçlu olduğu Müslüman potansiyele dayanarak yeniden iktidarını sağlamlaştırmaya girişti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Gerilemesi
Osmanlı
İmparatorluğu’nun Gerilemesi

Tarihe “31 Mart Vakası” olarak geçen ayaklanmanın önderliğini ordu içindeki İslamcı subaylar yaptı. Geniş kitlelerin katıldığı ayaklanma Sultan Abdülhamid’e iktidarını yeniden kazandırmak üzereyken İttihat ve Terakki nin merkezi Selanik’te bulunan İstanbul’a doğru hareket eden “Hareket Ordusu” Sultan yanlısı ayaklanmayı bastırdı. Gelecekte önemli bir rolü olan Mustafa Kemal’in de içinde bulunduğu Hareket Ordusu, ayaklanmanın elebaşılarını Sultanahmet Meydanı’nda (o günkü adıyla At Meydanı) astırırken, 33 yıllık saltanatı sona eren Abdülhamid de Selanik’e sürüldü. Abdülhamid’in yerine İttihat ve Terakki’nin rahatlıkla söz geçirebildiği Sultan V. Reşad tahta oturtuldu. İttihat ve Terakki’nin iktidardaki ağırlığı artmıştı.

Bu dönemde Osmanlı ülkesinde Türkçülük akımı da cemiyet sayesinde güçlenmeye başladı. İçte bir devrim yaşayan Osmanlı Devleti’nin dışta kan kaybı sürüyordu.

Balkan Savaşları ve Babıâli Darbesi

Trablusgarp’ı işgal eden Italyanlar, işgali Libya’nın diğer şehirlerine de yaydılar. Kolağası Mustafa Kemal, Enver ve Fethi ve Miralay Neşet Paşa gibi gönüllü İttihatçı subayların önderlik ettiği Osmanlı ordusu başarı sağlayamadı. Uşi Antlaşmasıyla Trablusgarp ve Bingazi Italyanlara bırakıldı.

Osmanlı Devleti’nin zayıflamasını fırsat bilen Balkan milletleri de Osmanlı ile savaşa tutuşmaktan geri kalmadılar. Sırbistan ve Bulgaristan Rumeli bölgesine özerklik verilmesini istedi. Osmanlı Devleti bunu kabul etmeyince Balkanlar’da savaş başladı. Yunanlılar, Sırplar ve Bulgarlarla savaşan Osmanlı ordusu yenilgiye uğradı. Bulgar ordusu İstanbul, Yunan ordusu Selanik ve Sırp ordusu da Arnavutluk üzerine yürüdü. Bulgarlar Edirne’yi aldılar.

Artık Osmanlı Devletinin ateşkes istemekten başka çaresi kalmamıştı. Balkan Savaşı sürerken İstanbul’a gelen Enver Faşa ve Tatat Paşa’nın önderliğinde ocak 1913’te Osmanlı hükümetinin bulunduğu Babıali binası basıldı. Harbiye Nazırı Nâzım Paşa ile yaverini öldüren İttihatçı lar, Sadrazam Kâmil Paşa’yı istifa ettirip yerine Mahmut Şevket Faşa’yı getirdiler. Babıali baskınıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti Osmanlı Devletinin bütün kaderini eline almış oluyordu. Anayasadaki demokratik hükümler kaldırıldı; yetkiler İttihatçıların denetiminde olan V. Reşad’a verildi. Mayıs 1913’te Londra’da toplanan konferansta Osmanlı Devleti Balkanlardaki topraklarını kaybetti. Osmanlı Devleti’nin önemli şehirleri Selanik, Güney Makedonya, Girit Yunanistan’a verilirken, Trakya Bulgaristan’ın kontrolüne girdi.

Anlaşmadan memnun kalmayan Bulgarlar, savaşın tüm yükünü kendilerinin çektiğini ileri sürerek daha fazla pay almak için Sırbistan ve Yunanistan’la savaşa girince Osmanlı ordusu Edirne’yi Bulgarlardan geri aldı. Bu bir anlamda teselliydi. Balkan Savaşı artık Osmanlı İmparatorluğumun sonunun geldiğini gösteriyordu. Savaşın diğer bir sonucu Balkanlar’da yaşayan yüzbinlerce Türk ailenin Anadolu’ya göçmesiydi. Diğer taraftan Meşrutiyet’i ilan eden, ülkeye özgürlük getiren bir parti olarak coşkuyla karşılanan ve seçimlerden birinci parti olarak çıkan İttihat ve Terakki, Balkan Savaşı ile birlikte muhalefete karşı şiddet uygulamaya başladı. Basın organları sansür edildi ya da kapatıldı. Muhalifler düzenlenen suikastlarla öldürüldü. İttihatçı iktidar Birinci Dünya Savaşı öncesi Fransa ve Büyük Britanya tarafından itildiler. Talat Paşa’nın “Osmanlı’nın ezeli düşmanı” Rusya’ya gidip (mayıs 1914) Çar ile görüşmesi, Cemal Paşa’nın Fransa’yı ziyareti (temmuz 1914) olumlu sonuçlar vermeyince, yeni arayışlara giren İttihatçılar, Abdülhamid döneminde başlayan Alman yanlısı politikaya geri döndüler. Artık İttihatçıların ülkeyi parçalanmaktan kurtarmak için Almanlara güvenmekten başka bir çareleri kalmamıştı.

Bir önceki yazımız olan Versailles Antlaşması ve Sonuçları başlıklı makalemizde ekim devrimi, weimar cumhuriyeti ve wilson prensipleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol Ediliyor

Yirminci Yüzyıl Başında Latin Amerika Ülkeleri

Yirminci Yüzyıl Başında Latin Amerika Ülkeleri

1900’lü yılların ikinci yarısından itibaren Latin Amerika, Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Büyük Britanya’ya bağlı kalmadan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir